Havadan Süpriz Bana

Ekim başından beri yeni şehrim olan Ankara bana yıllardan beri çok özlediğim o sonbahar havasını yaşama imkanı sağladı. Çoğunlukla İstanbul'da bile Kasım sonunda çimler üzerinde ve güneşin tadını çıkararak öğle yemeğini yemek hayaldir ama Ankara havası ikinci ayımda bana en büyük kıyağını yaptı.

Gündüz vakti ambiyans o kadar güzeldi ki öğlen vaktini ölümsüzleştirmeyi çok istedim. Hatta ömrümde ilk defa fotoğraf çekme alışkanlığım ve bir fotoğram makinem olmadığı için kendime kızdım (homur homur homur).

Eğer bir şair olsaydım bugünü mısralarıma taşırdım, ondan sonra aşıklar sevgililerine sadece bu şiiri okurdu; eğer bir yazar olsaydım bugünü konu alan bir roman yazardım ve korsan piyasasına hızlı bir giriş yapardım; eğer beste yapma yeteneğim olsaydı bugünü notalarla tasvir edip adımı Beethoven'ın Mozart'ın yanına yazdırırdım. Eğer bir ressam olsaydım, ne kadar uğraşırsam uğraşayım bugünün güzelliğini bir türlü istediğim gibi resmedemez ve muhtemelen sanatıma küserdim.

Bir gün, çok büyük bir umutsuzluğa kapılırsam, hayata küsersem ya da daha kötüleri kapımda bekliyor olursa, sana yalvarıyorum Ankara havası, yakıcı yaz da olsa, karanlık karlı kış da olsa bana bir günlüğüne bu havayı tekrar yaşat da karanlıktan çıkıp tekrar tutunayım hayata, tutunamazsam da ölümüm böyle muhteşem bir havada olur hiç olmazsa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder