Son düzlüğe girdik artık 2012 yılında. Onbir ayı geride bırakıp aralık ayına ulaştık. Hayır, hayır, yıl sonlarında ya da başlarında yapılan “eski yılın muhasebesi” ya da “yeni yıl temennileri” ana temalı bir yazı yazmayacağım. Sadece aralık ayındaki en önemli günlerden (ben gün sanıyordum ama haftaymış ya da sonradan hafta olmuş) biri hakkında birkaç kelime yazmak istedim. Yazmasaydım bir şeyler eksik kalacaktı çünkü içimde.

Hala pek çok kişi tarafından bilinmiyor bu gün. Zaten geçmişi de çok eskilere dayanmıyor. İlk defa 2006 yılında kutlanmaya başlanmış ve o yıldan beri aralık ayının ikinci cumartesileri (artık ikinci haftası) bu gün için rezerve edilmiş. Bilenler anlamışlardır. Dünya Rakı Gününden (Haftası) bahsediyorum. Adı Dünya Rakı Haftası olmuştur sonradan ama bence en makbulü aralık ayının ikinci cumartesisi kutlamaktır. Diyeceksiniz ki maaşallah hiç kaçırmıyorsun ki böyle ahkam kesiyorsun ama işler aslında tahmin ettiğiniz gibi değil.

Bu yıl yedinci senesi ama ben geçen altısından birini bile kutlayamadım. Her sene bir  mani, aksilik oldu. İçimde kaldı kutlayamak. Biliyorum ki kutlayamadan gidersem bir gözüm (en az) açık gidecek. Bir planım var mı? Henüz yok ama gerekirse evde imkan varsa dışarda bu cumartesi kutlanacak arkadaş. Peki neden mi bu kadar önemli? Nedenlerini yazmaya başlasam bu seneyi de kaçırırım fakat özet geçmek gerekirse:

Rakının tadıyla, kokusuyla, anısıyla, acısıyla, anasonuyla, muhabbetiyle hayatımda derin bir yeri vardır ve zaten rakı içkilerin şahıdır.

Bir yudum aldın mı dünya değişir, bir dubleden sonra hepten güzelleşir.

Adabında içtin mi dokunmaz, üstüne döküldü mü leke yapmaz.

Yazın içersin için ferahlar, kışın içersin ağrıyan boğazın rahatlar.

Yokluğunda burnunda tüter, varlığında kadehler hep dolmak ister.

Çok söze gerek yok sadede gelelim, en kötü günümüz böyle olsun, haydi içelim güzelleşelim.



Bilmiyorum anlatabildim mi? Bu dünyada bir tane içki kalacak hangisi olacağına sen karar vereceksin deseler, bir saniye düşünürüm, “yazık oldu şarabı, votkayı, tekilayı vs sevenlere” diye sonra da hiç tereddüt etmeden bunların adı, rakının kendisi kalsın derim. Neyse çok uzatmayacağım ve şu son sözle kapatacağım yazıyı.

Perşembeye girdik, ardından Cuma sonra da hep birlikte buyrun çilingir sofrasına…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder