Ben, Kendim ve Mutluluk

İnsan kendini mutlu edemedikten sonra feriştahı bile bir ömür boyu onu mutlu edemez. Kısa bir süre belki başarır, hatta belki birkaç yıl ama hayatın bütününe yayamaz bunu. Tam tersi de geçerlidir. Biri mutsuz etmek isterse seni, gücü senin izin verdiğin kadarına yeter. Ne biraz azı ne de çok daha fazlası, ne bir saat daha kısa ne bir saniye daha uzun.
Dolayısıyla kimseyi sorumlu tutmamak lazım mutsuzluğumuzdan ya da kimseye bel bağlamamak lazım mutlu olmak için. Yoksa, en savunmasız zamanda hayat kararır, dünya donuklaşır, güneş ısıtmaz ama yakar, rüzgar esmez ama savurur, su söndürmez ama boğar, aldığımız nefes yaşatmaz ama süründürür. Aslında, karartan da, donuklaştıran da, yakan da, savuran da, boğan da, süründüren de kendimizizdir bir anlamda.
Nargile içmek mutlu ediyorsa beni canım çekti mi nargile içmeye gitmeliyim fakat nargile içemediğim zaman da mutsuz olmamalıyım. İstiklal caddesinde dolaşınca huzur buluyorsam her fırsatta İstiklal’e koşmalıyım, Ankara’da bile yaşasam ama İstiklal’de bulunamamak da rahatsız etmemeli; özlem duymalıyım sadece ama o da üzüntüye izin vermeden. Her şeyden de önemlisi birinin yanında olmak mutlu ediyorsa, onunla paylaşmak zamanı zenginleştiriyorsa, gülüşü içimi eritiyorsa, onunla ilgili kurduğum hayaller daha anlamlı yapıyorsa günümü varsın devam edeyim. Yalnız, korkmamalıyım onsuzluktan ya da tepetaklak etmemeli hayatımı gidişi, itişi, bitirişi. Fakat bu demek değildir ki giderse gitsin, hiçbir şey yapmam. Tabii ki önce mücadele etmek lazım eğer gerektiğini düşünüyorsam ama gitmesine de bitmesine de tedbirli olmak gerek.
Farketmek, bilmek bunları güzel fakat asıl önemlisi pratiğe nasıl dökülür bunlar? İnanın ben de bilmiyorum. Bu konuda başarılı olmak kolay mıdır hatta mümkün müdür? Değil sanırım. Zaten kolay olsa hiçbir şey yazmaya ihtiyaç duymazdım bugüne kadar. Yine de en zoru da sonuncusunu başarmak. Öncelikle inanmak lazım başarabileceğimize ve bilmek lazım bir elmanın yarısı değiliz ki biz öteki yarımızı kaybetmekten korkalım. Eksik değiliz ki, bir başkası tarafından tamamlanalım ve eğer o giderse tekrar eksik kalalım. Biz zaten tek başımıza bir bütünüz, ihtiyacımız olansa başka bir bütün, beraber renkleri, sesleri, kokuları, tatları paylaşabileceğimiz.
Varsa bir mutsuzluk hayatımda düşünmem lazım, denemem lazım. Doğru düşünmüşsem eğer, kazandıracak çok şey var hayatıma. Yok eğer yanlışsam, kaybedecek ne var onu bilmiyorum; en kötü bir şeylerle uğraşırken o anki mutsuzluğumu unuturum bir süre.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder